06 Şubat 2010 Cumartesi

bizden dilemesi:)

değişik yorumlar war ama ben çook beğendim "bensenim" ne güzel bir kelime yaww:)

27 Ocak 2010 Çarşamba

ön yargı

elif şafak'a karşı acayip bi antipatim vardı ki,tanımam etmem ama bi kitapla meşhur olmuş gibi gelirdi benim gözüme.
sonrada sahnelere aşk kitabı çıktı harika pembesiyle ben gene ıı-ıhh şeklindeyim.yanına dahi yaklaşmam çok moda yaa.
sonraaa benim bütün kitaplar bitti 2 hafta kadar önce sevdiceğim al bari oku boşdurmamış olursun dedi,gri kabıyla moda olmayan haliyle daha sewimliydi.
sonuç şu ki ben kitaba bayıldım.
önyargıma üzüldüm.
nekadar haksız şeyler düşüüomuşum düzelttim.
nekadar okumuş,kültürlü bir bayanmış meğer öğrendim.
okumayan varsa şiddetle tavsiye edilir.
ve kitaptan mükemmel 40 kural :

Birinci Kural: Yaradanı hangi kelimelerle tanımladığımız, kendimizi nasıl gördüğümüze ayna tutar. Şayet Tanrı dendi mi öncelikle korkulacak, utanılacak bir varlık geliyorsa aklına, demek ki sende korku ve utanç içindesin çoğunlukla. Yok eğer Tanrı dendi mi evvele aşk, merhamet ve şefkat anlıyorsan, sende de bu vasıflardan bolca mevcut demektir.

İkinci Kural: Hak Yolu’nda ilerlemek yürek işidir, akıl işi değil. Kılavuzun daima yüreğin olsun, omzun üstündeki kafan değil. Nefsini bilenlerden ol, silenlerden değil!

Üçüncü Kural: Kuran dört seviyede okunabilir. İlk seviye zahire manadır. Sonraki batıni mana. Üçüncü batıninın batınisıdır. Dördüncü seviye o kadar derindir ki kelimeler kifayesiz kalır tarif etmeye.

Dördüncü Kural: Kainattaki her zerrede Allah’ın sıfatlarını bulabilirsin, çünkü O camide, mescitte, kilisede, havrada değil her an her yerdedir. Allah’ı görüp yaşayan olmadığı gibi O’nu görüp ölen de yoktur. Kim O’nu bulursa sonsuza dek O’nda kalır.

Beşinci Kural: Aklın kimyası ile aşkın kimyası başkadır. Akıl temkinlidir. Korka korka atar adımlarını. ‘Aman sakın kendini’ diye tembihler. Halbuki aşk öyle mi? Onun tek dediği: ‘bırak kendini, ko gitsin!’Akıl kolay kolay yıkılmaz. Aşk ise kendini yıpratır, harap düşer. Halbuki hazineler ve defineler yıkıntılar arasında olur. Ne varsa harap bir kalpte var!

Altıncı Kural: Şu dünyada çatışma, önyargı ve husumetlerin çoğu dilden kaynaklanır. Sen sen ol, kelimelere fazla takılma. Aşk diyarında dil zaten hükmünü yitirir. Aşık dilsiz olur.

Yedinci Kural: Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak, Hakikat’i keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin.

Sekizinci Kural: Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilendir.

Dokuzuncu Kural: Sabretmek öyle durup beklemek değil, ileri görüşlü olmak demektir. Sabır nedir? Dikene bakıp gülü, geceye bakıp gündüzü tahayyül edebilmektir. Allah aşıkları sabrı gülbeşeker gibi tatlı tatlı emer, hazmeder. Ve bilirler ki, gökteki ayın hilalden dolunaya varması için zaman gerekir.

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney -çıktığın her yolculuğun içine doğru bir seyahat olarak düşün! Kendi içine yolculuk eden kişi sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. Senden yepyeni ve taptaze bir “Sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hoca şeyh şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: Hakk’ın karşısına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil seninle beraber aksın.” Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir “diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural: “Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldur. Tek tek hepimiz tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. Yaşadığımız her hadise, attığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.”

On Altıncı Kural: Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil kalpte olur. Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

On Sekizinci Kural: Tüm kainat olanca katmanları ve karmaşasıyla insanın içinde gizlenmiştir. Şeytan dışımızda bizi ayartmayı bekleyen korkunç bir mahluk değil, bizzat içimizde bir sestir. Şeytanı kendinde ara; dışında, başkalarında değil. Ve unutma ki nefsini bilen Rabbini bilir. Başkalarıyla değil, sadece kendiyle uğraşan insan, sonunda mükafat olarak Yaradan’ı tanır.

On Dokuzuncu Kural: Başkalarından saygı, ilgi ya da sevgi bekliyorsan, önce sırasıyla kendine borçlusun bunları. Kendini sevmeyen birinin sevilmesi mümkün değildir. Sen kendini sevdiğin halde dünya sana diken yolladı mı sevin. Yakında gül yollayacak demektir.

Yirminci Kural: Yolun ucunun nereye varacağını düşünmek beyhude bir çabadan ibarettir. Sen sadece atacağın ilk adımı düşünmekle yükümlüsün. Gerisi zaten kendiliğinden gelir.

Yirmi Birinci Kural: Hepimiz farklı sıfatlarla sıfatlandırıldık. Şayet Allah herkesin tıpatıp aynı olmasını isteseydi, hiç şüphesiz öyle yapardı. Farklılıklara saygı göstermemek, kendi doğrularını başkalarına dayatmaya kalkmak, Hak’ın mukaddes nizamına saygısızlık etmektir.

Yirmi İkinci Kural: Hakiki Allah aşığı bir meyhaneye girdi mi orası ona namazgah olur. Ama bekri aynı namazgaha girdi mi orası ona meyhane olur. Şu hayatta ne yaparsak yapalım, niyetimizdir farkı yaratan, suret ile yaftalar değil.

Yirmi Üçüncü Kural: Yaşadığımız hayat elimize tutuşturulmuş rengarenk ve emanet bir oyuncaktan ibaret. Kimisi oyuncağı o kadar ciddiye alır ki ağlar, perişan olur onun için. Kimisi eline alır almaz şöyle bir kurcalar oyuncağı, kırar ve atar. Ya aşırı kıymet verir, ya kıymet bilmeyiz.Aşırılıklardan uzak dur. Sufi ne ifrattadır ne tefritte. Sufi daima orta yerde…

Yirmi Dördüncü Kural: Madem ki insan eşref-i mahlukattır, yani varlıkların en şereflisi, attığı her adımda Allah’ın yeryüzündeki halifesi olduğunu hatırlayarak, buna yakışır soylulukta hareket etmelidir. İnsan yoksul düşse, iftiraya uğrasa, hapse girse, hatta esir olsa bile, gene de başı dik, gözü pek, gönlü emin bir halife gibi davranmaktan vazgeçmemelidir.

Yirmi Beşinci Kural: Cenneti ve cehennemi illa ki gelecekte arama. İkisi de şu an burada mevcut. Ne zaman birini çıkarsız, hesapsız ve pazarlıksız sevmeye başarsak, cennetteyiz aslında. Ne vakit birileriyle kavgaya tutuşsak; nefrete, hasede ve kine bulaşsak, tepetaklak cehenneme düşüveririz.

Yirmi Altıncı Kural: Kainat yekvücut, tek varlıktır. Her şey ve herkes görünmez iplerle birbirine bağlıdır. Sakın kimsenin ahını alma; bir başkasının hele hele senden zayıf olanın canını yakma. Unutma ki dünyanın öte ucunda tek bir insanın kederi, tüm insanlığı mutsuz edebilir. Ve bir kişinin saadeti, herkesin yüzünü güldürebilir.

Yirmi Yedinci Kural: Şu dünya bir dağ gibidir, ona nasıl seslenirsen o da sana sesleri öyle aksettirir. Ağzından hayırlı bir laf çıkarsa, hayırlı bir laf yankılanır. Şer çıkarsa, sana gerisin geri şer yankılanır.Öyleyse kim ki senin hakkında kötü konuşur, sen o insan hakkında kırk gün kırk gece sadece güzel sözler et. Kırk günün sonunda göreceksin her şey değişmiş olacak. Senin gönlün değişirse, dünya değişir.

Yirmi Sekizinci Kural: Geçmiş zihinlerimiz kaplayan bir sis bulutundan ibaret. Gelecek ise başlı başına bir hayal perdesi. Ne geleceğimizi bilebilir, ne geçmişimizi değiştirebiliriz. Sufi daima şu an’ın hakikatini yaşar.

Yirmi Dokuzuncu Kural: Kader, hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. Bu sebepten” ne yapalım kaderimiz böyle “ deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. Kader yolun tamamı değil sadece yol ayırımlarını verir. Güzergah bellidir ama dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. Öyleyse ne hayatın hakimisin, ne de hayat karşısında çaresizsin.

Otuzuncu Kural: Hakiki Sufi öyle biridir ki başkaları tarafından kınansa, ayıplansa, dedikodusu yapılsa, hatta iftiraya uğrasa bile, o ağzını açıp da kimse hakkında tek kelime kötü laf etmez. Sufi kusur görmez. Kusur örter.

Otuz Birinci Kural: Hakk’a yaklaşabilmek için kadife gibi bir kalbe sahip olmalı. Her insan şu veya bu şekilde yumuşamayı öğrenir. Kimi bir kaza geçirir, kimi ölümcül bir hastalık; kimi ayrılık acısı çeker; kimi maddi kayıp… Hepimiz kalpteki katılıkları çözmeye fırsat veren badireler atlatırız. Ama kimimiz bundaki hikmeti anlar ve yumuşar; kimimiz ise, ne yazık ki daha da sertleşerek çıkar.

Otuz İkinci Kural: Aranızdaki bütün perdeleri tek tek kaldır ki, Tanrı’ya saf bir aşkla bağlanabilesin. Kuralların olsun ama kurallarını başkalarını dışlamak yakut yargılamak için kullanma. Bilhassa putlardan uzak dur, dost. Ve sakın kendi doğrularını putlaştırma. İnancın büyük olsun ama inancınla büyüklük taslama!

Otuz Üçüncü Kural: Bu dünyada herkes bir şey olmaya çalışırken sen HİÇ ol. Menzilin yokluk olsun. İnsanın çömlekten farkı olmamalı. Nasıl çömleği tutan dışındaki biçim değil, içindeki boşluk ise, insanı ayakta tutan da benlik zannı değil, hiçlik bilincidir.

Otuz Dördüncü Kural: Hakk’a teslimiyet ne zayıflık ne edilgenlik demektir. Tam tersine, böylesi bir teslimiyet son derece güçlü olmayı gerektirir. Teslim olan insan çalkantılı ve girdaplı sularda debelenmeyi bırakır; emin bir beldede yaşar.

Otuz Beşinci Kural: Şu hayatta ancak tezatlarla ilerleyebiliriz. Mümin içindeki münkirle tanışmalı, Tanrıya inanmayan kişi ise içindeki inananla. İnsan-ı Kamil mertebesine varana kadar gıdım gıdım ilerler kişi. Ve ancak tezatları kucaklayabildiği ölçüde olgunlaşır.

Otuz Altıncı Kural: Hileden, desiseden endişe etme. Eğer birileri san tuzak kuruyor, zarar vermek istiyorsa, Tanrı’da onlara tuzak kuruyordur. Çukur kazanlar o çukura kendileri düşer. Bu sistem karşılıklar esasına göre işler. Ne bir katre hayır karşılıksız kalır, ne bir katre şer.O’nun bilgisi dışında yaprak bile kımıldamaz. Sen sadece buna inan!

Otuz Yedinci Kural: Tanrı kılı kırk yararak titizlikle çalışan bir saat ustasıdır. O kadar dakiktir ki sayesinde her şey tam zamanında olur. Ne bir saniye erken, ne bir saniye geç. Her insan için bir aşık olma zamanı vardır, bir de ölme zamanı.

Otuz Sekizinci Kural: ’Yaşadığım hayatı değiştirmeye, kendimi dönüştürmeye hazır mıyım?’ diye sormak için hiçbir zaman geç değil. Kaç yaşında olursak olalım, başımızdan ne geçmiş olursa olsun, tamamen yenilenmek mümkün.Tek bir gün bile tıpatıp aynıysa yazık. Her an her nefeste yenilenmeli. Yepyeni bir yaşama doğmak için ölmeden önce ölmeli.

Otuz Dokuzuncu Kural: Noktalar sürekli değişse de bütün aynıdır. Bu dünyadan giden bir hırsız için bir hırsız daha doğar. Ölen her dürüst insanın yerini bir dürüst insan alır. Hem bütün hiçbir zaman bozulmaz, her şey yerli yerinde kalır, merkezinde… Hem de bir günden bir güne hiçbir şey aynı olmaz.Ölen her Sufi için Yeni bir Sufi daha doğar.

Kırkıncı Kural: Aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. Acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalı, mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani diye sorma! Ayrımlar ayrımları doğurur. AŞK’ın ise hiçbir sıfat ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.Başlı başına bir dünyadır aşk. Ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde.

14 Ocak 2010 Perşembe

:) & :(

çoook uzun ve kendimce gereksiz bir aradan sonra fırsat bulmuşken 2 satır döktürmek istiyorummm.
internetim kapandığı için bu satırları internet cafe den yazıyorum
çoook özledim yazmayı sizle bişiler paylaşmayı
bu internetsiz durum ne kadar sürcek bilmiyorum.
ve malesef kendi bloguma yazı yazamadığım gibi sizlerinkilerini de okuyamıyorum,bu yüzden herşeyden bi haberim:(

saolsun seda beni merak edip msj yolladı çook sevindim,çok şaşırdım.
herşey yolunda gitmeye çalışıo üstün çabalarımla.
en kısa zamanda yeni permalı saçlarımı paylaşmak için geri dönmeyi umuyorummm:)
kendinize çook iyi bakın,görüşmek üzereeee,mucksss

03 Kasım 2009 Salı

CESURUM!

dün miray geldi yaşasıınn!
*
ve ben dün mecburiyetten sağlıklı bir karar alaraktan saçlarımı dore bakıra boyadım(kendi saçım çıktıgında ayırt edilmesin diye)kış boyunca birdaha boya yokki yaza kendi saçım çıkmış olsun ve be çooook sevdiğim turunculuğuma geri dönem.
bugün de bioxin aldım saç dökülmelerine karşı bendeki amaç saçımın eski gürlüğüne kavuşması,laçinden aldığım pratik bilgiylede eczaneye gitmişken bide pebanthen ve evigen ampul aldım ve 300ml lik şampuanıma 2bepanthen birde evigen ampul karıştırdım,her yıkamada kullanmış olucam.
evigen ve bepanthen 5li ampul olarak satılıo ve 2si 7 lira sadece
bioxindede kampanya var normalde tanesi 25tl iken 3 adeti 50tl
*
çok cesurum yaa:)
ama oha filan oluoruz tüm kızlarla sana bilesinnnn!
*
bu gece gülçinle sinemaya gidelim dedik
nefes izlendi sırada uzak ihtimal ve aşkın 500günü var fakat ne duyalım dersiniz 2 kişiye salon açamıolarmışşş!nerede bu kırklareli halkı bilemiormm.
*
bugünde ebru şallının pilates dvd sini aradım yok!
e pilates topu desen zaten yok!
ebru şallı duy sesimi şişman bırakma benii:)
*

30 Ekim 2009 Cuma

bayram manzaraları 2

Cumhuriyet caddesi Kırklarelinin en güzel caddelerinden biridir
ve ne mutluki bende o caddede çalışıorm
evimin bulunduğu sokak gibi oldu bnm için artık.

bi önceki postta görülen tüm bayrakların sahibi biziz:)
çocuk bayramından önce istanbuldan sipariş edilerek geldi büyük bayrağımız
23 nisan günüü biz çocuklardan farksızdık:)
hele o miniklerin uzaktan parmaklarını havaya kaldırıpp:"waaaaaay bayragaaaa bakk ne büyüüüüüük!"deyişleri yokmu:)
o minik bayraklarıda bu bayrama özel yine istanbuldan aldık ve çarşamba gecesi iş çıkışı astı bizim çocuklar(belediyemiz yorulmasın:).
sabah caddeye adım attığımdada bu harika manzara karşıladı beni
ve bütün bi gün tanıdık tanımadık herkes şanlı bayragımız altında fotograf çekilerek bu enfes manzarayı ölümsüzleştirdi
ben de dahill:)
bu da bayrama özel kolyem

29 Ekim 2009 Perşembe

CUMHURİYET BAYRAMININ EN GÜZEL CADDESİ;CUMHURİYET CADDESİ

Dalgalansın her tarafta Türk bayrağı,korumak ve yüceltmektir azmimiz bu toprağı.
Bu vatan hiç sensiz olmaz ey güzel Cumhuriyet!
Milletim öyle demiştir YA ÖLÜM YA HÜRRİYET

(kendi el emeklerimiz ve bütçemizle süslediğimiz caddemiz:)
devamı yarın..

14 Ekim 2009 Çarşamba

EkiM

8'inden beri geçmek bilmio
bende önemi büyük
senden daha cesurdu benim kalbim
dakikalar nasılda akmıştı
ama
artık dakikalar bile büyüyor
ve hep karnım şişiyor sıkıntıdan
hele sabahları tam bir işkence
koca bir gün
ama
heyecansız ve hazırlanmaya değmeyen amaçsız koca günler beni bekliyor
bense seni..

04 Ekim 2009 Pazar

OdAmmm

bu oturma odamızın yeni halısı çok beğenerek seçtiğim için paylaşıyorum
bu 5 ayna sadece 15 TL'ye mal oldu,üstelik camcı gelip kendi taktı,fakat odaya kattığı hava ve bana verdiği hoşnutluk paha biçilemez:)


ve benim halım;
metrekarede 210.000 ilmek ucu sıklığında ve geleneksel saray halı titizliğinde üretilmiştir:)
Shaggy simli
perdelerimle bu kadar uyum sağlıyabilir yani

Bu duvarlar boş becerikli ellerden resimler bekliyoruz(bilmem anlatabiliyormuyum:)
vede yaratıcı fikirler,neler koyabilirim,fotoğrafları nasıl çerçevelendirebilirim?
kısmetse o duvara kitaplık ta asılcak vvv şeklinde o da mobilyacı arkidişimen hediye gelcek kısmetse:)
taşınırken akçaydan aldığım mor çamaşır sepetim mahfoldu bunlar yeni ama daha sağlam ve daha sevimli duruorlar.
sanırım o duvarada sevimli bir resim hoş olabilir hı? :)

dolabımdaki yazıları oktayla annemin bize kızdığı bi gün yalakalık için yapmıştık
anısı hatrına hiç silmiorm,çok hoşuma gidiolar
ama şimdi 4 farklı resimimi 2 kapağı kaplıycak şekilde mor-beyaz,pembe-beyaz,yeşil-beyaz,sarı-beyaz photoshoplu şekilde yapıştırmayı planlıorm.


ip perdelerim kahve simli halımla aynı ton
hatırlarsınız avizemde beyaz tüylüydü herşey beyaz olunca kendini hiç göstermiyordu lilayla değiştirdik daha bi güzel oldu

her türlü öneri ve eleştirilerinizi bekliyorummmmmm:)

28 Eylül 2009 Pazartesi

istiorm


bi türlü yeni odamı paylaşamadım sizlerle
ama bitmeden iştah gelmio e paylaşmadan da yardım alamıorm:)
sonuçta benim odaya böylee şirin şirin bir masaya ihtiyacım var
ilk resimdekini mobilyacıya sordum çok ugraşmalı biz yapamayız,kırklarelidede kimse yapamaz dedi:)
ama asıl istediğim,hayalini kurduğum o!
ama olmayınca olmuo 2.resimdeki de fena deil yani ben onu enfes hale getiririm yeterki buliim.
nette aramaya kalkınca hep antikalar çıkıo,çıksın çıkmasınada fiyat beni aşıo.
napıcam bilemiorm yanii:(

27 Eylül 2009 Pazar

bbrraavvoo:)

ilk resim bi harika kesin yayınlamam lazım derken;
2.side harikaymışş
3'ee bittim
4'ee bayıldımmm
5'i görmeden geçmeyin
işte aşk 6. terzi dikebilirmiii:)

bu yazıyı okumadan geçmeyiiiiin