Çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Haziran 2015 Cumartesi

bugün biraz çiçek konuşalım istiyorum

12 ayın sultanı Ramazan gelmiş ama biz bugün biraz çiçek konuşalım istiyorum

Kendime ait olan ilk çiçeğim ortaokul yıllarında anneme aldırdığım küstüm çiçeği idi belki bilirsiniz dokundukça yapraklarını kapatırdı yani küserdi :) çok ilgimi çekmişti ve gerçekten tek başıma baktığım ilk çiçeğimdi ve bence çocuklara böyle minik sorumluluklarda verilmeli diye düşünüyorum.
(cümle çok uzun oldu :)

Neyse efendim kendime ait olan ikici çiçeğim de üniversite sondaki kaktüslerim idi,baya uzun bir ara vermişim çiçeklerle ilişkime.Yalnız ben o kaktüslere bakamadım,kaktüs yani dimi nasıl bakamazsın,Kırklareli soğuğunda balkonda unutursan bakamazsın.
Kaktüslerin soğuktan mahvolmuş hallerini bulduğumda inanın ağladım ama başarısızlığıma :) yani nasıl unutursun,nasıl bakamazsın yani sütü taşırdığımda da aynı mantıkla kızarım kendime nasıl unutur da taşırırsın diye sonra evlenene kadar uzun bir ara verdim çiçeklere,ya da ilgimi çekmediler diyebilirim.

Evlendikten sonra evime annemlerden bu bar taburesini aldım ve üstünde bir çiçeğe ihtiyaç duymamla başladı herşey,benim için en başta bir dekorasyon ihtiyacı idi ve tam da ihtiyacım olan yüksek derli toplu duran sade bir çiçek bulup aldık market-ten :)
ne olduysa sonra oldu,içimden botanikçi çıktı ve artık olay'sadece dekorasyon' amacından çıktı :)
tabi çiçekte de bi tarzım olduğunu söyleyebilirim yani ot cinsi salkım saçak,çok yaprak döken çiçekleri sevmem,bi havası olcak o çiçeğin çekicek beni kendine :)
olaya bak dimi :) ama ben böyleyim herşey de yani illa bir anlamı olucak,yakalıcak beni neyse favorilerim her daim kaktüs ve türevleridir çoookta severim yanı sıra ortancalar,lavantalar,sardunyalar,leylaklar,sümbüller,erengüller ve tabii güller,kılıç çiçeği,küpe çiçeği ve orkideler ama yeni yeni:) bu arada yeni evimdeki ilk çiçeğim olan barış çiçeği hani beni çiçek alemine sürükleyen,diğer çiçekler gelince aramız hiç barışmadı,sanırım bana küstü ve ben ona artık hiç çiçek açtıramadım,1 kez haricinde.Normalde hayatta bırakmam peşini özel bakıma ve gözetimime girer ama onu bıraktım,bende bir ot havası uyandırdı ve bende ona küstüm.


ve yerine yenisini koydum :)


Neyse her çiçeğin mutlaka kendine özel has bakımı vardır hiçbir itirazım yok fakat ben temel gözlemlerime dayanarak ve içgüdüsel olarak kendi bakım tekniklerimi çözdüm.

-kaktüs türevleri haricinde özellikle aşırı güneş sever gibi bir bilginiz yok ise yazın sıcak günlerinde sabahtan akşama güneş görecek bir yere koymamanızı tavsiye ederim
-bence her çiçek sabah güneşini sever yani sabahtan öğlene kadar yeterlidir derim
-çiçeklerin yazın öğle sıcağında sulanmıycağını artık hepimiz biliyoruz diye söylemiyorum bile :)
-benim tavsiyem sabah yada akşam sulamanız.
-demlikte yada çay bardaklarında kalmış ve soğumuş çayları çiçeklerinizin dibine dökebilirsiniz,bunu annelerimizden biliriz hepimiz
-sağlıklı bir çiçeğin yaprakları koyu yeşildir,eğer yaprak rengi aldığınızdan sonra koyduğunuz yerde sarıya dönmeye başladıysa yerini değiştirmenizi tavsiye ederim zira güneşi fazla gelmiştir
-yılda 2 defa çiçeklerin diplerine 1 tane küp şeker koyarım,ben bi zararını görmedim
-evde sinek,böcek,arı türevleri ölü bulunca çiçeklerin dibine gömerim :) hiç tiksinmeyin,çiçeğinizin toprağına protein sağlıyorsunuz :)
-çiçek ve saksı arasındaki boyut ilişkisine dikkat etmenizi öneririm şöyle ki çiçeği kendisinden 2,3 kat büyük bir saksıya koyup ta rahat rahat büyüsün mantığına girerseniz çok beklersiniz :)çünkü saksının büyüklüğünden dolayı rahatlayan kökler bütün enerjisini önce köklerin büyümesine verecektir böylece çiçeğiniz bir süre bekleme moduna geçicektir,sonradan bu çiçek niye büyümüyor diye düşünmeyin,saksılarınızı hiç büyültmeyin demiyorum,lakin tamamen çiçeğin gövdesiyle doğru orantılı büyütün diyorum
-sararan yaprakları ve kurumaya dönen çiçeklerini koparın ve çiçeğinize gereksiz yere onlara enerji harcatmamış olun,sararmış yaprak tekrar yeşermez


gelelim örneklerimize ben çiçeksever olduktan sonra çiçeklerimi seralardan almaya başladım çünkü minik alıp kendim büyütmeyi seviyorum çünkü elinizde büyümüş olması ona bağlılığınızı arttırıyor,kedi ya da köpek gibi düşünebilirsiniz :)
alttaki ortancayı da ben 3 yıl önce 1 liraya seradan aldım.1 yıl boyunca çiçek açmadan sadece büyüdü

ve tamda 1 yıl sonra yani geçtiğimiz sene bana bu kocaman enfes çiçekleri verdi,ortanca yukarıda saydıklarımın yanında ekstra bakım ister ki bence bunu kesinlikle hak ediyor çünkü onun çiçeklerine tek kelimeyle bayılıyorum.


ayrıca çiçeklerin evi daha sıcak bir ortama çevirdiklerinin yanı sıra mükemmel bir dekorasyon aracı olduklarını düşünüyorum.

Uzun bir yazı oldu umarım bazı şeylerde yardımcı olabilmişimdir.
Sevgiler...

16 Haziran 2015 Salı

Süs narı - Minyatür nar ağacı


   Yeni merakım evde yetiştirilen minyatür ağaçlar,nar ağaçlarına karşı ayrı bir sempatim olduğu için şimdilik bu şirineyle başladım,ilk bir kaç gün daha az güneş alan bir yere koyduğum için bir kaç çiçeğini dökmüştü ve neyi yanlış yaptığımı çabuk öğrendim,hanımımız kızgın güneş istiyormuş,bende yerini değiştirdim ve tomurcuklarının çiçeklendiğini görünce pek bir mutlu oldum :)

" *Süs narı yetiştirmek sardunya yetiştirmekten bile daha kolaydır. Oldukça dayanıklı bir bitkidir. Tohumdan yetişen mini fidancıkları bir yaşına geldiğinden itibaren artık her yıl kesinlikle çiçek açar. Açmıyorsa güneşten yararlanamıyor ya da toprağı çok kötü demektir. İlkbaharda yapraklandıktan sonra, yeni gelişen dalların ucundan tomurcuklanır. Genellikle yaz ortasından itibaren gücünü meyvelere harcar daha çiçek açmaz.
*Meyve vermesi bir yaşındayken bile kesindir. Çiçeklerinde polenleşme olması kızgın güneş etkisinde kalmasına bağlıdır. Yoksa çiçekler dökülür gider meyve oluşmaz. Cüce narın meyveleri ceviz kadar olur. Meyvelerinin normal büyüklüğe gelebilmesi birkaç yıllık olmasına, yeterince güçlü kök sistemi geliştirmiş olmasına ve toprağının besleyiciliğinin yeterli nitelikte olmasına bağlıdır. Meyveden amaç tohum elde etmek, çok sayıda cüce nar ağacı yetiştirmek ise meyvelerinin büyük olmasına gerek yok. Küçük bir ceviz kadar mini meyvelerinde bile sağlıklı tohumlar oluşur.
*Açık havayı ve kızgın güneşi sever. Öğleden sonra güneşini iyi alırsa çiçek sayısı artacağı gibi meyve vermesi de kesindir. Serin yerlerde çiçeklerde polenleşme mümkün olmaz dolayısıyla meyve vermez."
-netten alıntıdır-

14 Ağustos 2013 Çarşamba

peçete dekupajlı baharat kavanozlarım ve beyaza boyadığım bar taburem:)

önüme çıkanı boyarım demiştim :)
pek keyifli bir iş bu tamm benlik :)
 
ben yaptım demeye bayılıyorummmm ya:)
yine bir ben yaptım ve yine bir do it yourself projesi :)
 
ben deniz çok baharat sever bi insanım
o minik baharatlıklar pek çabuk bitiyor
ben de hep büyük kavanoz alsammı diyordum
 
{asıl o minik baharatlıklarım kırılcak korkumdan aramızda ;) }
 
e saklasam gönlüm el vermiyor ne o öyle babaanneler gibi
 
bende yeni baharatlar keşfedip hem onları hem bunları kullanmaya başlıyacağım
açılışı reyhan ve kıtri otlarını kurutarak yaptım
nane ve kekik kurutmalarımla devam ederim inşallah :)

bu taburenin ilk geldiği günden beri asıl amacı beyaza boyanmaktı
lakin üstüne danteli geçirince 1 yılda olsa boyanmaktan yırttı

ve nihai sonuç
:)
 
üstündeki çiçek şimdilik orda
adını bilmiyorum ama gözüm gibi büyüttüm ben onu :)
 

 
 

22 Haziran 2013 Cumartesi

Cumartesi kahvaltısı

yeni çiçeğimle size merhaba demek istedim:)

badem tabaklarımı çok seviyorum ama keşke 6 adet alsaymışım : (

11 Haziran 2013 Salı

1 soru + 2 çiçek :)

bizim evde herşey güllü :)
bu da etimek tatlısı ama anneme sorarsan kalpazan tatlısı :)
yani bunu her yaptığımda mustafa=a aa kalpazan tatlısı diyor :))

Gelelim soruma ;
Siz de benim gibi böyle koca bir tabak salatalık ve domates yiyebilir misiniz?
yoksa sadece ben mi bukadar oburcukum :)
üstelik full zeytinyağlı,alttaki fotoğraflarda daha net görüceksiniz :)

 biz nerdeyse içicez zeytinyağını :)
 o derece fan'ıyım yani:)

 keşke egede,
 bahçesinde zeytin ağaçları olan bir evde doğsaydım,
 köyümüzün denize kıyısı olsaydı,
 deniz benim için hep komşu kapısı gibi olsaydı,
 canım sıkıldığında kumsala inip arkadaşım gibi gördüğüm denizle dertleşseydim..
 bahçemizde bi masamız olsaydı ve biz yaz kış hep onda kahvaltı yapsaydık,domateslerin üstüne hep mis gibi zeytinyağı dökseydik...

şu egelileri hep sevdim,hep imrendim..
(bu yazının üstüne sezen aksu'dan-kalbim egede kaldıyı dinleyin benim için)

bugün arkadaşıma gittim
yeni eve taşındı bende giderken,çiçek seralarına uğradım ve ona bu güzel çiçeği aldım
(hangi kadın çiçek sevmez ki :)
(bence bir insanı mutlu etmek bukadar basit)
 karışmadan durur muyum hiç :)
 bu vazonun içinde yapma çiçek vardı,hani köpüklere saplanandan
 hemen çıkarttım ve benimkini içine oturtup
 daha güzel olmadı mı dedim :)
buraya ek lütfen diye de ekledim :))
 vee sonunda kendime de ortanca aldım,daha çiçeği yok ama çıkıcak inşallah
 rengi ise karambol,bakalım şansımıza ne renk açıcak,yeni vazosuyla tekrar paylaşırım:)

8 Haziran 2013 Cumartesi

haziran başlarında

önce sınavlar bitti,bunlar son gün girdiğim 5 dersimin kitapları
ne çektim be!
bu karl marx'lardan shumpeterlerden!
romer'lardan lucas'lardan,keynesyeninden!
ne çektim!
ama çekçem mecbuuur,napçaam :)
 ptesi nasıl bir temizlik yaptımmmm,ohhh içim ferahladı :)
salı günü misafir bile ağırladım,önce komşuma çeşmeden gelen damla sakızlı türk kahvesi yaptım ama köpüksüz oldu bu sefer :)
sonra misafirim geldi,hava güzeldi hepberaber balkonda oturduk
domateslerimi,biberlerimi gördünüz mü :)
 bunlarda çileklerimiz,saksılara daha ekemedim ama bunlar üstündekiler,7veren cinsiymiş hep verirler inşallah:)
 fix yürüyüşlerimizi yaptık,karaağaç!a kadar.bu sefer nerde otucağımıza sanırım kulaklarımız karar verdi
Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Kampüsü içerisinde Lozan Anıtı var,bu kısımda daha önce ne için kullanılıyordu bilmiyorum ama anıt Cafeye çevirmişler,bu kadar zaman sonra yeni gittik ama o harika TSM müzikleri olmasaydı belki yine oturmazdım :)
bi de dilek ağacı yapmışlar çok orjinal bi fikir bence
 Lozan Anıtı (Başka zaman daha yakın plan çekimlerini yaparım)
 ve ortancalar,ah ortancalar,ah..
 hafta içi ayakkabı dolabımızı düzenledim
 zaten ufak,fazlalıkları verdim valla,arınalım biraz dedim
 yetmezmi bunlar bi insana 10spor ayakkabı her renk ne arsızlık ayol,artık o kafada olmak istemiyorum

komşumun beli ağrıyordu,mr çekimine gittik beraber,dönüşte bim'e uğrayalım dedim ve şirin tarifler sahibemizin önerdiği sufleden aldık :) ben daha yapmadım ama ona dün misafir gelince o yaptı valla hepimiz test ettik-onayladık-şiddetle öneriyoruz :)
ve 11.si düzenlenen Türkçe Olimpiyatları Dil ve Kültür Festivaline gittim, Mustafa'nın iş arkadaşlarının eşleriyle,bu sanırım 3. katıldığım festival,ben her seferinde çok duygulanıyorum
selam filmi vardı ya onu izleyip,bu çocukları dinleyip tek dediğiniz o öğretmenlere  helal olsun! olucak

1 Ekim 2011 Cumartesi

Ekim gelir


Evet artık yavaş yavaş açık ayakkabılara
o sıcacık güneşe veda etme zamanları yaklaşıyor
hiç anlamadan geçip giden eylül gibi uslu uslu git olurmu ekim
o m